15 Şubat 2017 Çarşamba

DRAGLİNE… / İŞ GÜVENLİĞİ ÖYKÜLERİ

Dragline, büyük bir iş makinesi... Açık ocak kömür işletmelerinde, çok derinlerden kömür çıkarmada kullanılır. Beş katlı bir bina yüksekliğinde olan, görkemli bir iş makinesidir, O. 40-50 metreden kömür çıkartır. Boş ağırlığı 40 ton olan ve maksimum 110 ton kömür veya hafriyat malzemesi alan kepçesi, büyük gövdeye bağlı yüz metre uzunluğundaki boom’un(sapının) ucunda yer alır. Bu uzun kol, büyük gövdeye bağlı olarak 360 derece sağa-sola dönme özelliğine sahiptir. Boom ucunun yere izdüşümü 88 metredir. Kalın zincir halkalarla uzun kola bağlı olan, onun ucunda salınan büyük ve kalın tırnakları olan kepçe, önce altında kömürün olduğu yüzeyi tarar. Kömür tabakasının üstündeki toprağı alır, yükselir, sonra bir salıncak gibi ileri giderek, aldığı toprağı uzak bir yere bırakır. Dragline kepçesinin bıraktığı toprak orada bir yığın olur ya da bir çukurluğu doldurarak toprak kaymalarının(heyelan) önünde bir set, yastık veya bir kademe oluşturur.   

İngilizcede ‘drag’; çekmek, sürükleme(k) ve taramak anlamında. ‘Line’ ise, çizgi-hat ve yol anlamında. Drag ve Line sözcüklerinin bileşimini; yüzeyi tarayan, bir hat boyunca ağır bir yükü çeken ve yukarı çıkaran bir kavram olarak açıklayabiliriz. Dragline kepçesinin ucunda yer aldığı yüz metre uzunluğundaki uzun kolun adı, ‘boom(bum)’. ‘Boom’un anlamı ne? İngilizce sözlükte ‘boom’; ‘atılmak, hamle yapmak, hızla büyümek, atılım, hamle’ anlamına geliyor. Dragline ve boom İngilizce sözcüklerini, dragline iş makinesinin işlevsel bütünlüğü içinde açıklamaya çalışırsak, şöyle diyebiliriz: “tarama sonucunda alınan ağır bir yükün çekilerek, sürüklenerek; bir hamle ile başka bir yere aktarılması veya taşınması…”

Üzerindeki toprağı taranan kömür, yine dragline’ın o büyük dişli kepçesiyle alınır, ayrı bir yere bırakılır. Defalarca yapılan bu işlem sonrasında orada bir kömür yığını, kümesi oluşur. Tıpkı, bir piramit şeklinde… Yığındaki kömürler, kamyonlarla alınarak, termik santralde enerji üretmek için kriblaja(kırıcıya) taşınır. Kırıcıya gelen değişik büyüklükteki kömürler, burada 0-20 cm arasında parçalara bölünerek termik santrale gönderiliyor. Kriblajdan sonra bu parçalar başka işlemlerden de geçerek, toz haline getiriliyor ve yüksek ısılı fırınlarda püskürtme olarak kullanılarak enerjinin üretilmesi sağlanıyor.

Dragline, açık ocak kömür işletmelerinde, yerine göre, üç vardiya halinde çalışır. Her vardiyanın bir ekibi vardır. Dragline operatörü, yağcısı, manevracısı(kablocusu) ve dozercisi. Bu ekip sekiz saatlik çalışma süresi içinde bir aile gibidir. Herkes görevini bilir ve en iyi şekilde yapmaya çalışır. En küçük bir ihmal, bir iş kazasının nedeni olabilir. Adı dragline olan bu dev iş makinelerinden, Türkiye’de dokuz adet olduğu söylenir ve bunlardan ikisi de, eskiden Yatağan TKİ(Türkiye Kömür İşletmeleri)’deydi. Şimdi ise özelleştirmeden sonra Yatağan Termik Enerji Üretim AŞ bünyesinde hizmet veriyorlar. Birisi, büyük olanı, Eskihisar açık kömür ocağında; diğeri ise, biraz daha küçük olanı, Tınaz açık ocağında…

Dragline’ın hareket edişi de çok ilginçtir. Adeta karınca adımlarıyla ilerler, o… Paletli değildir, tekerlekleri yoktur. Onun hareketini sağlayan ne tekerlek vardır ayağında ne de palet… O, karınca adımlarıyla ilerler. Önce dozer, kepçesiyle onun gideceği yolu açar ve basacağı zemini iyice sağlamlaştırır. O çok ağırdır. Üçbinbeşyüz ton ağırlığındadır. Bu ağırlıkta olan bir metal yığınından oluşan gövdenin de basacağı zeminin çok sağlam olması gerekir. Ekibin dozercisi, bu büyük makineyi çok iyi bilir ve onun rahatça hareket etmesi için gideceği yolu da bir mühendislik özeni ve bilgisiyle açar…

Sıra, dev iş makinesinin hareket etmesine ya da adım atmasına gelmiştir. Önce o ağır gövde, demirden ayakları üzerinde yükselir, ileriye doğru 1,80 metre mesafesinde uzanır, yere oturur, sonra o yere basan ayakları gövdeyle birlikte gelir, tekrar yere basar ve bir daha ileriye doğru yaylanır. Bu karınca adımları defalarca tekrar eder ve dragline, derinlerden kömür çıkaracağı yere konumlanmak üzere ilerler. Dragline’ın her adımı 1.80 metredir ve her 50 adımda mola verir, dinlenir. Bu ilerleme sırasında en büyük beceri, o ağır gövdeyi ustaca hareket ettirebilen operatöründür. O, kumanda merkezinde bulunan kameralarla hareket yönünü iyi kontrol ederek, hareketi sağlar. Her ilerleyişte, manevracı ona yön verir ve dragline’ı çalıştıran 6300 voltluk kalın elektrik kablolarının hareket yönüne doğru taşınmasını sağlar. Zordur, onların işi…

Dragline bulunduğu açık ocağın bir gökdelenidir sanki. Büyük dişli ve tonajlı kepçesinin sallandığı boom’u(sapı) sanki gökyüzünü deler gibi durur, başı yukarılardadır hep. Yukarılardan aşağıya; “bu açık ocakların esas iş makinesi benim, benden büyüğü yok!” der gibi bir böbürlenme duygusu içinde bakar…

Dragline çok değişik ve farklı bir iş makinesi… Onu hareket ettirenlerin, bu dev makinenin ekibinde yer alan çalışanlar; bilgi, beceri ve mesleki yeterliliğe sahiptirler, işlerini çok iyi yapan eğitimli kişilerdir. Bu ekibin her zaman uyum içinde olmaları, uzun süre birlikte çalışmaları, bir ekip ruhu ve bilinci yaratır, işlerinde yüksek verimliliği yaratır.  Dragline’da çalışanların istek ve arzuları da bu yöndedir hep; aynı ekiple çok uzun süre birarada olmak ve çalışmak… Uzun süre birlikte çalışanlar, et ve tırnak gibi olup, birbirleriyle kaynaşıyorlar ve başarılı iş yapmanın psikolojik mutluluğunu yaşıyorlar… Onlar, hep, “bizim ekip, çalışma ailemiz bozulmasın!” derler.

Dragline ekibi birbiriyle kaynaşınca, dragline’da hayat, bir başka olur. Onların, operatör kabininin olduğu yerde, bir salonları vardır. Yemek yedikleri, çay içtikleri, dinlendikleri… Orası bir evdir sanki. Kendi evlerinden sonra, çalışma sırasındaki ikinci evleri. Dragline’a, belli katlardan çıktıktan sonra, ev gibi olan bu yere gelirsiniz. İçerisi, halıfleks döşelidir. Tertemizdir, hijyen bir ortama sahiptir orası. Oraya ayakkabınızla giremezsiniz. Ayakkabınızı dışarıda çıkarıp, evinize nasıl giriyorsanız, öyle girersiniz oraya. İçeride ayağınıza giyeceğiniz terlikler vardır. Bu kat, yazın klimanın serinliğiyle serinler, kışın klimanın verdiği sıcaklıkla ısınır.

Dragline, farklı bir dünyadır? Bu özelliği ile diğer iş makinelerinden ayrılır…
Yeryüzünde, açık ocaklarda, derinlerdeki kömürü çıkaran, doğayla en çok mücadele edendir, o! İşleri kolay eder, üretimi hızlandırır. Onun sayesinde toprak katmanların altındaki kömür daha çabuk ve kolay yüzeye çıkar, daha kısa sürede elektrik üreten santrale ulaşır.

Açık ocak kömür işletmelerinde, Dragline ve Ekskavatör(PH), 6300 voltluk elektrik enerjisiyle çalışan iş makineleridir. CAT(kamyon)-Dozer-Kepçe ve Grayder ise sıvı yakıtla çalışırlar. Bunların hepsi, açık kömür ocaklarının vazgeçilmezleri, hamalları ve üretim araçlarıdır. Bu iş makineleri, uzaktan bakıldığında bir ressamın fırçasından dökülen bir resim tablosunun birer parçası gibi durur. Bu doğal tabloda, hoş bir görüntü yaratırlar.

Görkemli duruşu olan Dragline, açık ocakta karıncalar gibi ileri-geri gidip gelen araçlara bakarak, kendi kendine böbürlenirdi. “Bu ocakta benden büyük makine yok” der, gökyüzünün mavilikleri arasından, boom’un ucundan aşağıya gözlerini süzer, diğer makinelere göre büyük oluşuyla içten içe sevinirdi. CAT, grayder, dozer, kepçe her yanından geçişte, onları küçümseyici bakışlarla izler, kendi görkemiyle sevinir, kasım kasım kasılırdı. Dragline, bu ruh halini hissettirir, ocaktaki diğer iş makineleri bunu anlardı. Dragline’ın bu tavrı, ocaktaki iş makinelerini rahatsız ediyordu.  Küçük iş makineleri, dragline’ın bu kendini beğenmiş hallerine kızıyor, kendi aralarındaki konuşmalarda bunu dile getiriyorlardı. Dragline’ın yanından geçerken, tepkilerini, egzozlarını ötürerek belli ediyorlardı. Dragline ise kendi havasındaydı, kendini beğenmişlik ruh hali içindeydi o hâlâ… O kendisinden çok küçük olan iş makinelerine karşı büyüklük duygusu ve kompleksi içindeydi. Aynaya bakıp, “benden büyüğü yok” diyordu.

Dragline’ın bu kendini beğenmiş hallerine kızan, tepki gösteren küçük iş makineleri, kornalarını, sirenlerini öttürerek Dragline’ın olduğu yere geldiler. Hepsi onun karşısına dizildi. Dragline bu durumdan rahatsız oldu, ürktü. Küçük iş makineleri hep bir ağızdan, koro halinde; “Hey kendini beğenmiş Dragline, sen kendini ne sanıyorsun, seni de kullanan bir insanoğlu, bizi de kullanan bir insanoğlu. Onlar olmasa, biz bir hiçiz. Bizi hareket ettiren, bizi işlevsel kılan onlar. Sen tek başına bir şey misin? Seni kullanan insan olmasa, sen o boom’unu sağa sola sallayabilir misin, başını gökyüzüne doğru uzatabilir misin? Biz hepimiz bir demir yığınıyız. Biz üstümüzdeki insanla anlamlıyız; sen de öyle bizler de öyle!.. Vaz geç bu kibirlilikten” diye konuştular.

Dragline sustu. Konuşamadı. Gözlerini kıstı. Başını öne doğru eğdi. Kendisi için bu söylenenler karşısında, bir şey diyemedi. Bir şeyler diyecek oldu, yutkundu, sözcükler boğazında düğümlendi…

Nevzat Çağlar Tüfekçi
İş Güvenliği Uzmanı(A)



1 yorum:

  1. daha once ziyaret ettigim Dragline ile tanismis olmustum tebrik ederim.

    YanıtlaSil