5 Şubat 2017 Pazar

İŞ GÜVENLİĞİ ÖYKÜLERİ / TATBİKAT KAZASI GERÇEK SANILINCA, OLANLAR!

Açık ocak maden işyerinde yılda iki sefer, altı ayda bir acil durum eylem tatbikatı yapılması gerekiyordu. Yönetmeliğe göre zorunluydu bu. İşyeri, iş sağlığı ve güvenliği kurallarına önem veren ve buna göre davranan bir kurumdu.  Mayıs ayıydı. Hava günlük güneşlikti. Maden açık ocağında büyük iş makinelerinin kimi çalışıyor kimi park halindeydi. İlk tatbikat, işçilerin toplandığı, yemek yediği, vardiya dağıtımlarının olduğu park sahasının yanında olacaktı.

Tatbikat senaryosu yazıldı. Senaryoya göre, bir ağır kamyon şoförü geri geri giderken, park sahasına tamir için gelenleri taşıyan pikabın şoför mahallini ezmiş, içindeki iki kişi ağır yaralanmıştı. İkisinin de başları konsolun üzerindeydi. Kafalarından kan akıyordu. Durum çok acildi. Olay yerinin etrafı şeritle çevrildi. Önce kurtarma ekipleri harekete geçti. Yaralılar düzgün bir şekilde çıkarıldı. Sedyeye alındı. İlk yardım ekibi ilk müdahaleyi yaptı ve yaralılar ambulansla hemen Yatağan Devlet Hastanesine götürüldü.
“Kötü haber” tez yayıldı. Tatbikat görüntüleri facebook’ta yer aldı. Tatbikat kurgusu gereği iş kazasına uğrayanlardan birinin adı Hikmet’ti. Yakınlarından biri, Hikmet’in araç içinde yaralı haldeki fotoğrafını görmüştü.  Sarsıldı. Ne yapacağını bilemedi. Kısa bir süre şok yaşadı. Hemen yakınlarını aradı. “Hikmet abem kaza geçirmiş,” dedi.

Herkes devlet hastanesinin acil servisine koştu. Acil servis doktorunu buldular. “Nerde bizim Hikmet?” dediler. Doktor, şaşkınlıkla, “durun sakin olun, kim bu Hikmet, ne olmuş ona?” diye sordu etrafının çeviren Hikmet’in yakınlarına. “Madende kaza geçirmiş, hastaneye getirmişler, yoksa durumu çok mu kötü veya öldü de bizden mi saklıyorsunuz?” dediler, doktorun üzerine yürüyerek.
Acil servis doktoru, “durun telaşlanmayın, kayıtlara bir bakalım” diyerek onlardan ayrıldı ve banko üzerindeki acil defterine baktı. o isimde birisinin kaydını göremedi. “Burada o isimde birisi yok, öyle bir kişi gelmemiş buraya,” dedi.

Hikmet’in yakını olan kadınlar yas tutuyordu, “Gitti bizim aslanımız, biz sensiz ne yaparız şimdi” diye dizlerini dövüyorlardı. Hastanenin acil servisini Hikmet’in yakınları, tanıdıkları doldurmuştu. Hikmet, hastaneye getirilmişti ama hastanede yoktu. Bu nasıl bir işti böyle?

Acil doktoru onların sıkıştırmalarına, ağlamalarına ve dövünmelerine dayanamadı ve sordu; “Siz Hikmet’in hastaneye getirildiğini nereden duydunuz?”
Hikmet’in yakınlarından biri cevap verdi; “Feysboktan!”
“Biri sizinle oyun oynamış, şaka yapmış olmalı,” dedi onlara doktor.
“Böyle şaka olur mu hiç?” diye tepki gösterdi Hikmet’in yakınları.
Doktor, “Siz Hikmet’i aradınız mı hiç?”
“Aramadık. Yaralı belki de ölmüş insanı arasak bile, o bizimle konuşamaz ki” dediler hep bir ağızdan.
Doktor, “olsun, siz yine de arayın, birisi sizinle oyun oynamış olabilir” dedi.
İçlerinden biri Hikmet’in telefonunu çaldırdı. Karşıdaki ses, “Alooo! Buyrun ben Hikmet” dedi.  Telefon eden bir an tereddüt yaşadı ve sordu, “Ula Hikmet abeyy sen misin?”
“Evet benim ula, n’olduki?”
“Hikmet abeyy sen kaza geçirmedin mi?”
“Ne kazası oğlum, işte karşında konuşurim ya!”
“Biz seni kaza geçirdi diye duyduk Hikmet abeyyy!”
“Nerden duydunuz ula”
“Feysboktan!”
“Hadi ordan ula, boşverin feysboku, meysboku. İşte ben buradayım! İşyerinde çalışıyorum. Hadi hoşça kal.”
Hikmet’in yakınları, sevinç içinde acil servisin çıkış kapısına doğru yöneldi.
Acil servis doktoru, Hikmet’in yakınlarının sevincine ortak olan duygularla, onların arkasından bakıyordu…
Nevzat Çağlar Tüfekçi
İş Güvenliği Uzmanı(A)



Hiç yorum yok:

Yorum Gönder