9 Şubat 2017 Perşembe

KIPKIRMIZI DEMOKRAT

Okula, müfettiş geldi. Müfettiş öğretmene, dersi bırak, demokrat öğret çocuklara dedi. Demokrat Parti’nin en hızlı yıllarıydı. Mecliste sayısal gücü vardı. Kimseyi dinlediği yoktu. Yasa da benim, hukuk da benim dediği yıllardı. Kendisinden olmayan hiç kimseyi taktığı yoktu. Muhalefeti bile dinlemiyordu. 1950’li yıllardı…  Öğretmen ders anlatmayı bırakmış, Demokrat Partiyi övmeye, onun yaptıklarını anlatmaya başlamıştı; ballandıra ballandıra, pembe tablolar çize çize… Çocukların demokrat partili olmasını sağlayacaktı, bu şekilde… Müfettiş öyle istiyor, öğretmen de söylenileni yapıyordu. O sırada çocuğun biri geç kalmıştı. Çocuk mahçup ve çekingen bir tavırla başı öne eğik içeri girdi.  Öğretmen, “Niye geç kaldın oğlum?” diye sordu. Çocuk, “Öğretmenim kedimiz doğdu” dedi. “Eeee doğduysa ne olcek” dedi, öğretmen. “Kedi yavrusu, kıpkırmızı demokrat” dedi, çocuk.

O zaman öğretmen, “Aferin oğlum, geç yerine otur” dedi. Bu cevaptan öğretmen memnun kalmıştı. Müfettişin yanında öğretmen, mutlu olmuştu. Müfettişin gözüne gireceğini düşünerek, öğretmen seviniyordu. Müfettişin yanında öğretmen, Demokrat Parti’yi, Menderes’i, Bayar’ı öve öve yere göğe sığdıramıyordu. Öğretmen anlattıkça coşuyor, coştukça anlatıyordu.  Demokrat Parti için kullanabileceği ne kadar iyi söz varsa, hepsini arka arkaya sıralıyordu.

Toplumda kutuplaşma yaratan, ikilik yaratan, hukuku karşısına almış, üniversite hocalarına meydan okuyan, vatandaşa baskı yapan Demokrat Parti gitmiş, yerine melek gibi bir parti gelmişti. Bazen müfettiş de, öğretmenin anlattıklarına içten içe şaşıyor, o söylenilenlere kendisi de inanamıyordu. Öğretmen kraldan fazla kralcı olup çıkmıştı. Müfettiş, öğretmeni dinlerken, “Bizim öğretmen ne cevher bir şeymiş böyle” diye düşünüyordu. Müfettiş, öğretmenin söylediklerine kendisi de inanmasa, öğretmenin söyledikleri hoşuna gitmiyor değildi. İçinden, “Aferin öğretmen” diyordu. Müfettişin okul teftişi, böyle Demokrat Parti dersiyle, nutkuyla geçmişti. Müfettiş gitti. Müfettiş gitmeden önce, öğretmene, “Aferin öğretmen, çocuklara Demokrat’ı iyi belletmişsin, sen ara sıra bu derse devam et” diye sırtını sıvazladı. Müfettişin takdirini aldığı için öğretmen memnun ve mutluydu… 

Aradan iki-üç ay geçtikten sonra, aynı müfettiş tekrar geldi. Derste gene Demokrat anlatılıyordu. Demokrat’a övgüler düzülüyordu. Müfettiş o geç kalan çocuğa, “Ahmet kalk baken oğlum” dedi, sevecenlikle. Çocuk kalktı. Müfettiş, “Geçenlerde ne olduydu oğlum?” diye sordu. “Kedimiz doğduydu öğretmenim” dedi.
Öğretmen: “Nasıl kediniz şimdi?”
Çocuk: “Köküne kadar Halkçı”
Öğretmen: “O gün Demokrat’tı ya”
Çocuk: “Öğretmenim doğarken gözleri kapalıydı. Daha sonra gözlerini açınca Halkçı oldu”
Öğretmen: “Oğlum Ahmet bir yanlışlık olmasın. Kedi gene demokrattır belki. Bu insan değil ki gözünü açınca parti değiştirsin. Sen bi daha düşün baken. Sizin kedi belki hâla demokrattır.”
Çocuk: “Hayır öğretmenim. Bizim kedi o zaman dünyaya gözü kapalı gelmişti. Hayatı, gerçekleri bilmiyordu. Biraz büyüyünce, hayatın gerçeklerini görünce birden Halkçı oldu olvedi. Onun Halkçı olmasında valla billa benim bi suçum yok.”

Çocuğun bu cevabı karşısında müfettişin yüzünün rengi değişmişti. Yüzü al al olmuş, mimikleri hareket etmeye başlamıştı. Çocuktan alınan cevap onu rahatsız etmişti. Maya tutmamıştı mı, ne…
Çocuk tedirgindi. Öğretmen, kendisini azarlar, bağırır diye korkuyordu. Müfettiş, kendisi yüzünden öğretmene bir şey söyler mi diye çekiniyordu.
Bu cevap karşısında öğretmen şaşırdı. Müfettiş onları izliyordu. Müfettiş de şaşkınlık içinde, ne diyeceğini bilemiyordu. Müfettiş kızgınlıkla sınıftan çıkıp gitti…
Bir süre sonra öğretmenin tayini bir başka yere çıktı…

Nevzat Çağlar Tüfekçi





Hiç yorum yok:

Yorum Gönder