Milas'a bağlı Bozbük tatil yöresinde, site sakinlerinin ihtiyacını
karşılamak için Çarşamba günleri pazar kurulur. Pazar küçüktür ama tatilcilerin
sebze-meyve gibi her türlü ihtiyacını karşılayabilecek durumdadır. Pazar, 10'un
üzerinde sitenin bulunduğu Tatlı Kuyu mevkiinde, Milas Belediyesinin
asfaltlamak üzere stabilize hale getirdiği yol üzerinde kurulur.
Mini pazara, çevreden ve köyün kendi pazarcıları katılır. Bozbük'ten pazara katılan üreticilerden birisi Erkan Tuna'dır. Erkan Tuna sürekli konuşması, "Ben pazarcı değil, üreticiyim" demesiyle ve müşterileriyle hoş diyaloglar kurmasıyla tanınır. O konuşurken, yüksek sesle bağıra bağıra konuşur ve onun bu halini bilmeyenler için konuşmaları yadırganır. "Neden benimle böyle konuşuyorsun?" diyenlere de, "benim tabiyatım bu, napim!" der gülerek... Sonuçta iş tatlıya bağlanır.
Mini pazara, çevreden ve köyün kendi pazarcıları katılır. Bozbük'ten pazara katılan üreticilerden birisi Erkan Tuna'dır. Erkan Tuna sürekli konuşması, "Ben pazarcı değil, üreticiyim" demesiyle ve müşterileriyle hoş diyaloglar kurmasıyla tanınır. O konuşurken, yüksek sesle bağıra bağıra konuşur ve onun bu halini bilmeyenler için konuşmaları yadırganır. "Neden benimle böyle konuşuyorsun?" diyenlere de, "benim tabiyatım bu, napim!" der gülerek... Sonuçta iş tatlıya bağlanır.
Bir de ürünlerini satma konusunda çok mahirdir, o. Bir kilo almak isteyene,
iki kilo al; yarım kilo almak isteyene bir kilo al; onlar daha başından yeni
koptu geldi, taptaze onlar diyerek; müşterilerini daha fazla almaya ikna etmeye
çalışır. Tuna’nın kendisine has üslubu, konuşması ve şivesiyle, o, Bozbük
pazarının en dikkat çeken simasıdır.
Bu arada hanımı devreye girer ve "Biz evde konuşurken bile böyle
bağırarak konuşuruz ve uzaktan bizi duyanlar, bizim kavga ettiğimizi sanırlar.
Bizim konuşma şeklimiz böyledir" diye konuşur.
Onların yer tezgâhında, hep kendi ürünleri ve ürettikleri vardır. Karpuz, kavun, incir, domates, biber, semizotu, patlıcan, süt, susam, yağlı çizik zeytin... Bunun için, “ben pazarcı değil, üreticiyim” der ve bunu da sanki bir gururlanma nedeni yaparak söyler Erkan Tuna.
Onların yer tezgâhında, hep kendi ürünleri ve ürettikleri vardır. Karpuz, kavun, incir, domates, biber, semizotu, patlıcan, süt, susam, yağlı çizik zeytin... Bunun için, “ben pazarcı değil, üreticiyim” der ve bunu da sanki bir gururlanma nedeni yaparak söyler Erkan Tuna.
Pazarın diğer Bozbüklüsü ise Alaattin Ilbıra'dır. O da eşiyle birlikte, sofralık zeytinler ve peynirler satar pazarda... Onların tezgâhında, her türlü sofralık zeytin ile peynirin her çeşidi bulunur.
Her iki Bozbüklü'nün tezgâhı pazar müşterileri tarafından ilgi odağıdır...
Bozbük’ün deniz-kum-güneş ve doğal güzellikleri kadar dikkat çeken ve onun
kimliği ile özdeşleşen bir unsuru da Ağustos Böcekleri’dir. Yüksekten
bakıldığında ipek bir halıya benzeyen çam ağaçlarının arasına gizlenmiş Ağustos
Böcekleri, sabahın karanlığında başlarlar ötmeye, hiç durmadan arada bir kısa
es vererek, akşamın geç vakitlerine kadar sürekli öterler. Onların ötüşleri,
çok büyük bir senfoni orkestrasının nağmeleri gibidir; alçalan ve yükselen ve
bir anda hızlanan tınılarla… İlk anda onların yadırgayanlar, bir süre sonra
onlara alışıyor ve onlarsız yapamıyorlar…
Bozbük, denizi, doğal güzellikleri, Ağustos böceklerinin nağmeleri ve minik
pazarıyla kendine özgü kimliği olan bir yerdir! Aslında coğrafyamızdaki her
noktanın her kara parçasının kendine özgü güzellikleri, kendine ait olan
değerleri var.
Önemli olan, güzellikleri ve değerleri ile bir bütün olan bu yerleri, yozlaşmadan/yozlaştırılmadan
kendi kimlikleri ile yaşatmasını becerebilmeliyiz!..
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder