Dragline, büyük bir iş
makinesi... Açık ocak kömür işletmelerinde, çok derinlerden kömür çıkarmada
kullanılır. Beş katlı bir bina yüksekliğinde olan, görkemli bir iş makinesidir,
O. 40-50 metreden kömür çıkartır. Boş ağırlığı 40 ton olan ve maksimum 110 ton
kömür veya hafriyat malzemesi alan kepçesi, büyük gövdeye bağlı yüz metre
uzunluğundaki boom’un(sapının) ucunda yer alır. Bu uzun kol, büyük gövdeye
bağlı olarak 360 derece sağa-sola dönme özelliğine sahiptir. Boom ucunun yere
izdüşümü 88 metredir. Kalın zincir halkalarla uzun kola bağlı olan, onun ucunda
salınan büyük ve kalın tırnakları olan kepçe, önce altında kömürün olduğu
yüzeyi tarar. Kömür tabakasının üstündeki toprağı alır, yükselir, sonra bir
salıncak gibi ileri giderek, aldığı toprağı uzak bir yere bırakır. Dragline
kepçesinin bıraktığı toprak orada bir yığın olur ya da bir çukurluğu doldurarak
toprak kaymalarının(heyelan) önünde bir set, yastık veya bir kademe oluşturur.
İngilizcede ‘drag’; çekmek, sürükleme(k) ve taramak
anlamında. ‘Line’ ise, çizgi-hat ve
yol anlamında. Drag ve Line sözcüklerinin bileşimini; yüzeyi tarayan, bir hat
boyunca ağır bir yükü çeken ve yukarı çıkaran bir kavram olarak
açıklayabiliriz. Dragline kepçesinin ucunda yer aldığı yüz metre uzunluğundaki
uzun kolun adı, ‘boom(bum)’. ‘Boom’un anlamı ne? İngilizce sözlükte ‘boom’; ‘atılmak, hamle yapmak, hızla
büyümek, atılım, hamle’ anlamına geliyor. Dragline ve boom İngilizce
sözcüklerini, dragline iş makinesinin işlevsel bütünlüğü içinde açıklamaya
çalışırsak, şöyle diyebiliriz: “tarama
sonucunda alınan ağır bir yükün çekilerek, sürüklenerek; bir hamle ile başka
bir yere aktarılması veya taşınması…”
Üzerindeki toprağı
taranan kömür, yine dragline’ın o büyük dişli kepçesiyle alınır, ayrı bir yere
bırakılır. Defalarca yapılan bu işlem sonrasında orada bir kömür yığını, kümesi
oluşur. Tıpkı, bir piramit şeklinde… Yığındaki kömürler, kamyonlarla alınarak,
termik santralde enerji üretmek için kriblaja(kırıcıya) taşınır. Kırıcıya gelen
değişik büyüklükteki kömürler, burada 0-20 cm arasında parçalara bölünerek
termik santrale gönderiliyor. Kriblajdan sonra bu parçalar başka işlemlerden de
geçerek, toz haline getiriliyor ve yüksek ısılı fırınlarda püskürtme olarak
kullanılarak enerjinin üretilmesi sağlanıyor.
Dragline, açık ocak kömür
işletmelerinde, yerine göre, üç vardiya halinde çalışır. Her vardiyanın bir
ekibi vardır. Dragline operatörü, yağcısı, manevracısı(kablocusu) ve dozercisi.
Bu ekip sekiz saatlik çalışma süresi içinde bir aile gibidir. Herkes görevini
bilir ve en iyi şekilde yapmaya çalışır. En küçük bir ihmal, bir iş kazasının
nedeni olabilir. Adı dragline olan bu dev iş makinelerinden, Türkiye’de dokuz
adet olduğu söylenir ve bunlardan ikisi de, eskiden Yatağan TKİ(Türkiye Kömür
İşletmeleri)’deydi. Şimdi ise özelleştirmeden sonra Yatağan Termik Enerji
Üretim AŞ bünyesinde hizmet veriyorlar. Birisi, büyük olanı, Eskihisar açık
kömür ocağında; diğeri ise, biraz daha küçük olanı, Tınaz açık ocağında…
Dragline’ın hareket edişi
de çok ilginçtir. Adeta karınca adımlarıyla ilerler, o… Paletli değildir,
tekerlekleri yoktur. Onun hareketini sağlayan ne tekerlek vardır ayağında ne de
palet… O, karınca adımlarıyla ilerler. Önce dozer, kepçesiyle onun gideceği
yolu açar ve basacağı zemini iyice sağlamlaştırır. O çok ağırdır. Üçbinbeşyüz
ton ağırlığındadır. Bu ağırlıkta olan bir metal yığınından oluşan gövdenin de
basacağı zeminin çok sağlam olması gerekir. Ekibin dozercisi, bu büyük makineyi
çok iyi bilir ve onun rahatça hareket etmesi için gideceği yolu da bir mühendislik
özeni ve bilgisiyle açar…
Sıra, dev iş makinesinin
hareket etmesine ya da adım atmasına gelmiştir. Önce o ağır gövde, demirden
ayakları üzerinde yükselir, ileriye doğru 1,80 metre mesafesinde uzanır, yere
oturur, sonra o yere basan ayakları gövdeyle birlikte gelir, tekrar yere basar
ve bir daha ileriye doğru yaylanır. Bu karınca adımları defalarca tekrar eder
ve dragline, derinlerden kömür çıkaracağı yere konumlanmak üzere ilerler.
Dragline’ın her adımı 1.80 metredir ve her 50 adımda mola verir, dinlenir. Bu
ilerleme sırasında en büyük beceri, o ağır gövdeyi ustaca hareket ettirebilen
operatöründür. O, kumanda merkezinde bulunan kameralarla hareket yönünü iyi
kontrol ederek, hareketi sağlar. Her ilerleyişte, manevracı ona yön verir ve
dragline’ı çalıştıran 6300 voltluk kalın elektrik kablolarının hareket yönüne
doğru taşınmasını sağlar. Zordur, onların işi…
Dragline bulunduğu açık
ocağın bir gökdelenidir sanki. Büyük dişli ve tonajlı kepçesinin sallandığı
boom’u(sapı) sanki gökyüzünü deler gibi durur, başı yukarılardadır hep. Yukarılardan
aşağıya; “bu açık ocakların esas iş
makinesi benim, benden büyüğü yok!” der gibi bir böbürlenme duygusu içinde
bakar…
Dragline çok değişik ve
farklı bir iş makinesi… Onu hareket ettirenlerin, bu dev makinenin ekibinde yer
alan çalışanlar; bilgi, beceri ve mesleki yeterliliğe sahiptirler, işlerini çok
iyi yapan eğitimli kişilerdir. Bu ekibin her zaman uyum içinde olmaları, uzun
süre birlikte çalışmaları, bir ekip ruhu ve bilinci yaratır, işlerinde yüksek
verimliliği yaratır. Dragline’da
çalışanların istek ve arzuları da bu yöndedir hep; aynı ekiple çok uzun süre
birarada olmak ve çalışmak… Uzun süre birlikte çalışanlar, et ve tırnak gibi
olup, birbirleriyle kaynaşıyorlar ve başarılı iş yapmanın psikolojik
mutluluğunu yaşıyorlar… Onlar, hep, “bizim ekip, çalışma ailemiz bozulmasın!”
derler.
Dragline ekibi birbiriyle
kaynaşınca, dragline’da hayat, bir başka olur. Onların, operatör kabininin
olduğu yerde, bir salonları vardır. Yemek yedikleri, çay içtikleri,
dinlendikleri… Orası bir evdir sanki. Kendi evlerinden sonra, çalışma
sırasındaki ikinci evleri. Dragline’a, belli katlardan çıktıktan sonra, ev gibi
olan bu yere gelirsiniz. İçerisi, halıfleks döşelidir. Tertemizdir, hijyen bir
ortama sahiptir orası. Oraya ayakkabınızla giremezsiniz. Ayakkabınızı dışarıda
çıkarıp, evinize nasıl giriyorsanız, öyle girersiniz oraya. İçeride ayağınıza
giyeceğiniz terlikler vardır. Bu kat, yazın klimanın serinliğiyle serinler,
kışın klimanın verdiği sıcaklıkla ısınır.
Dragline, farklı bir
dünyadır? Bu özelliği ile diğer iş makinelerinden ayrılır…
Yeryüzünde, açık ocaklarda,
derinlerdeki kömürü çıkaran, doğayla en çok mücadele edendir, o! İşleri kolay
eder, üretimi hızlandırır. Onun sayesinde toprak katmanların altındaki kömür
daha çabuk ve kolay yüzeye çıkar, daha kısa sürede elektrik üreten santrale
ulaşır.
Açık ocak kömür işletmelerinde,
Dragline ve Ekskavatör(PH), 6300 voltluk elektrik enerjisiyle çalışan iş
makineleridir. CAT(kamyon)-Dozer-Kepçe ve Grayder ise sıvı yakıtla çalışırlar.
Bunların hepsi, açık kömür ocaklarının vazgeçilmezleri, hamalları ve üretim
araçlarıdır. Bu iş makineleri, uzaktan bakıldığında bir ressamın fırçasından
dökülen bir resim tablosunun birer parçası gibi durur. Bu doğal tabloda, hoş
bir görüntü yaratırlar.
Görkemli duruşu olan
Dragline, açık ocakta karıncalar gibi ileri-geri gidip gelen araçlara bakarak,
kendi kendine böbürlenirdi. “Bu ocakta benden büyük makine yok” der, gökyüzünün
mavilikleri arasından, boom’un ucundan aşağıya gözlerini süzer, diğer
makinelere göre büyük oluşuyla içten içe sevinirdi. CAT, grayder, dozer, kepçe
her yanından geçişte, onları küçümseyici bakışlarla izler, kendi görkemiyle
sevinir, kasım kasım kasılırdı. Dragline, bu ruh halini hissettirir, ocaktaki
diğer iş makineleri bunu anlardı. Dragline’ın bu tavrı, ocaktaki iş
makinelerini rahatsız ediyordu. Küçük iş
makineleri, dragline’ın bu kendini beğenmiş hallerine kızıyor, kendi
aralarındaki konuşmalarda bunu dile getiriyorlardı. Dragline’ın yanından
geçerken, tepkilerini, egzozlarını ötürerek belli ediyorlardı. Dragline ise
kendi havasındaydı, kendini beğenmişlik ruh hali içindeydi o hâlâ… O
kendisinden çok küçük olan iş makinelerine karşı büyüklük duygusu ve kompleksi
içindeydi. Aynaya bakıp, “benden büyüğü
yok” diyordu.
Dragline’ın bu kendini
beğenmiş hallerine kızan, tepki gösteren küçük iş makineleri, kornalarını,
sirenlerini öttürerek Dragline’ın olduğu yere geldiler. Hepsi onun karşısına
dizildi. Dragline bu durumdan rahatsız oldu, ürktü. Küçük iş makineleri hep bir
ağızdan, koro halinde; “Hey kendini beğenmiş Dragline, sen kendini ne
sanıyorsun, seni de kullanan bir insanoğlu, bizi de kullanan bir insanoğlu.
Onlar olmasa, biz bir hiçiz. Bizi hareket ettiren, bizi işlevsel kılan onlar.
Sen tek başına bir şey misin? Seni kullanan insan olmasa, sen o boom’unu sağa
sola sallayabilir misin, başını gökyüzüne doğru uzatabilir misin? Biz hepimiz
bir demir yığınıyız. Biz üstümüzdeki insanla anlamlıyız; sen de öyle bizler de
öyle!.. Vaz geç bu kibirlilikten” diye konuştular.
Dragline sustu.
Konuşamadı. Gözlerini kıstı. Başını öne doğru eğdi. Kendisi için bu söylenenler
karşısında, bir şey diyemedi. Bir şeyler diyecek oldu, yutkundu, sözcükler
boğazında düğümlendi…
Nevzat Çağlar Tüfekçi
İş Güvenliği Uzmanı(A)
Nevzat Çağlar Tüfekçi
İş Güvenliği Uzmanı(A)

daha once ziyaret ettigim Dragline ile tanismis olmustum tebrik ederim.
YanıtlaSil