Nevzat Çağlar Tüfekçi
Ülkelerden birisinde, Anayasa referandumunda Evet ve Hayır arasındaki kutuplaşma, seçmenlerden sonra, o ülkedeki trafik lambalarına da yansıdı. O ülkenin kentlerinden birinde kavşakta bulunan, yüzyüze bakan, yayalar için yerine göre kırmızı yerine göre yeşil yanan trafik lambaları, şimdi birbirilerinin yüzüne bakmaz oldu.
Onlar
arasında şimdiye dek hiçbir sorun yaşanmamış ve duyulmamıştı. Komşulukları
iyiydi. İyi günde kötü günde birlikte ve birbirlerinin destekçisiydiler.
Ayrıları gayrıları yoktu. Hatta onların su sızdırmayan bu dostluklarını
çevredekiler imrenir, saygı duyarlardı. Komşuluk ilişkileri ve dayanışmaları
örnek alınırdı hep…
Anayasa
referandum süreci, çok gergin ve çekişmeli geçiyordu, o ülkede. Propaganda
sürecinde; Hayır oyu kullanmak isteyenler için vatan hainliği, terör örgütleri
işbirlikçiliği, Türkiye düşmanı Batı yanında yer almak gibi suçlamalar havada
uçuşuyordu. Evetçilerle Hayırcılar arasında keskin bir kutuplaşma, derin bir
uçurum meydana gelmişti. Dünün dostları, bugünkü propaganda üslubuyla, neredeyse
birbirlerine düşman hale gelmişlerdi. Demokratik bir seçim ve oy hakkı,
anlaşılmaz ve anlatılamaz bir yola sokulmuştu…
O
ülkenin insanları kadar; gökyüzündeki, karadaki ve denizdeki tüm canlı
varlıklar, bu ortamdan etkilenmiş; onlar da kendi aralarında Evet-Hayır
tartışması ve kutuplaşmasının içine girmişlerdi. Hatta kentlerdeki trafik
lambaları bile bu tartışmanın içindeydi…
Yazının
başındaki trafik lambalarının tartışmaları ve küslükleri, çok ilgi çekici ve
meraklandırıcıydı.
Olay
hakkında kavşaktaki esnaflarla konuştuk, lambaların neden küstüklerini
öğrenmeye çalıştık. Anlatılanlara göre iki lamba arasındaki diyalog şöyle
gelişmiş;
Lambalardan
Birisi; "Ben bu referandumda Evet
oyu kullanacağım," demiş.
Diğer Lamba; "Ben Hayır oyu kullanacağım," demiş.
Lambalardan Birisi, Diğer Lambaya, "Sen vatan hainisin, terör örgütleriyle aynı davranıyorsun," diye efelenmiş.
Diğer Lamba; "Ben Hayır oyu kullanacağım," demiş.
Lambalardan Birisi, Diğer Lambaya, "Sen vatan hainisin, terör örgütleriyle aynı davranıyorsun," diye efelenmiş.
Diğer
Lamba, "Bugüne kadar sen benim
terör örgütlerine destek verdiğimi, onların lehinde tek bir söz söylediğimi
duydun mu hiç?" diye sorar.
Lambalardan
Birisi, Diğer Lambaya yanıt verir: "Hayır,
bugüne kadar sen ülkede huzursuzluk yaratan, canlı bomba patlatan, darbe
girişiminde bulunanlara hep karşıydın. Konuşmalarımızda bunları söylerdin. Seçimle
gelen seçimle gitmeli derdin. Aramızda bir çelişki yoktu hiç!”
Diğer
Lamba, biraz da kızarak, Lambalardan Birisine öfkeyle sesinin tonunu yükseltti,
"Eee! madem öyle, şimdi neden beni
vatan hainliği ile suçluyorsun? Yakıştı mı bu sana ve bugüne kadarki sırdaşlığımıza,
arkadaşlığımıza?..”
Diğer
Lamba çok kızmıştı arkadaşına. Onun kendisi hakkında düşündükleri ve
söylediklerini kabullenemiyordu. Düpedüz bu bir haksızlıktı. Dost olan birisi
gitmiş yerine çamur at izi kalsın, mantıktan uzaklaşmış, duygularının esiri
olmuş, kendi söylediğine kendisi de inanmayan birisi gelmişti. Diğer Lambanın söyleyecek
çok şeyi vardı, doluydu ama karşısında onu anlayacak birisi yok gibi duruyordu
ve devam etti konuşmasına: “Madem Hayır
oyu verenler vatan haini, işbirlikçi; o zaman seçim yapılmayacaktı, meclisten
bir kanunla bu anayasa değişiklikleri kabul edilmiştir diye bir karar
alınacaktı… Ne gerek vardı bu kadar masrafa, kargaşaya ve düşmanlığa? Evet oyu
kullanmak bir haksa, Hayır oyu kullanmak neden bir hak olarak görülmüyor?”
Lambalardan
Birisi, Diğer Lambanın, bu tepkisine bir şey diyemedi, sustu ve başını öte
tarafa çevirdi...
Hayırcı
Diğer Lamba, referandum sonucunda, akıl ve mantık galip gelsin diye geçirdi
içinden.“Bu çağda, parlamenter düzenin
çoğulcu sisteminden uzaklaşıp, tek kişinin buyruğualtında yaşamak akıl kârı bir
iş değil, Hayır’da hayır vardır mutlaka, ülkenin selameti / esenliği için Hayır(lısı)
olur inşallah!” dedi kendi kendine…
Olayın
içyüzünü bilmeyen karşıdan karşıya geçen yayalar ise, Lambalardan Birisinin
başka yöne bakmasının nedenini kavramakta güçlük çekiyor, bu lambalar ne zaman
yüzyüze bakacaklar acaba diye merak diyorlardı…


Hiç yorum yok:
Yorum Gönder